Pazar, Ekim 28

Üç vakte kadar... Töbe töbeee

Canım Patlak'ım önümüzdeki hafta sonu binlerce kilometreyi aşarak buraya geliyor. E naapçan işte yapamıyo bensiz. Kimse tutamıyor ki yerimizi. Hasretimden kafayı sıyırmış. Yine ağır çekim koşarak birbirimize sarıldığımız otogar sahneleri bizi bekliyor. Yalnııız......
Kızım bak bu, akşam gördüğüm rüyanın yorumu. Çabuk ol haftaya kalamayabilirim. Baksana yaklaştı diyooo, azrail diyoooo...
"Rüyada ev görmek ahirete yorumlanir. Rüyada bilmedigi bir eve girip orada bir takim ölmüs insanlar görmek, ahirete isarettir. Oraya girip oturanin eceli yaklasmistir."
"Türü bilinmeyen ve tanınmayan kuş Azrail Aleyhisselama yorumlanır"
İki sivilce bi boğaz ağrısı götürür mü adamı bee?
 
posted by çatlak at 12:27, | 0 comments
Cuma, Ekim 19

...

Patlak'ım, hani yatak odandaki şu pencere varya. Hani içine oturup dağı seyrettiğin...Zamanı yavaşlattığın...Hiç bir şeyi düşünmediğin...

Şimdi orda olmak, oturmak, şu şarkıyı dinleyip unutmak, omzuna yaslanmak isterim.

Beni tek sen anlarsın.

Anlaşılmamak meğer ne kadar iç acıtırmış...
 
posted by çatlak at 13:37, | 0 comments
Çarşamba, Ekim 10

İi ki dooğduuum beeeeen

Efendim bilirsiniz Patlak çoktan,

ben ise gün itibarıyla artık otuzum. Hayırlı uğurlu olsun:))




 
posted by çatlak at 10:01, | 1 comments
Salı, Ekim 9

Neden?

Gömleğin son koluna geldiğimde ütünün fişinin takılı olmadığını yeni fark ederim? Boşverin cevabı, şarkıyı dinleyin. Belki sebep o sırada bunu dinlememden kaynaklanıyor olabilir.


Buraya koymayı beceremedim tıklayın, dinleyin.
 
posted by çatlak at 00:01, | 1 comments
Pazartesi, Ekim 8

Yine kısa özet, yine ben

Sen gel beni kışkırt "Beraber yazacaz, meşhur olacaz, çok reyting alacaz." de, beni de buralara sürükle sonra iki satır yazmadan bırak.

Yine uzun bir ara. Müthiş buluşma. Ve işte özetler...

1. gün:Terminalde karşılaşma
Sabahtan beri saatlerce konuşa konuşa karşılama sonrası ne yapacağına karar veremeyen Çatlak ve Patlak terminalde insan kalabalığının içinde ağır çekim koşarak birbirlerine sarılırlar, hasretleşirler. Birlikte Çatlak'ın bir öğrencisine ki geçen yıl aynı çocuk Patlak'ın da öğrencisidir evine ziyarete giderler. Ha unutmayalım "Ulan Y...lere gidecek bi bugün mü kalmıştı.?. Naaapçaz şimdi orda?" lafları yol boyu işitilir. Yolda giderken Çatlak hem oğula hem Patlak'a sıkı sıkı tembihler. "Sen, insan içinde burnunu karıştırma, sen de insan gibi hanım gibi davran, kariyerimi unutma, sen gittin ama ben hala buradayım. Prestijimi düşün lütfen..."
Efendim oyun havaları eşliğinde eve girerler. Çünkülüm ev sahibi anne gidemedik diye sünnet kasedini koymuş, bangır bangır izletmektedir. Çoğunlukla Patlak insan gibi oturur, hanımca cevaplar verir. Lakin orada eşimi çocukluğundan tanıyan benim de daha yeni karşılaştığım ablamızın konuşmaları doğrultusunda gene kendinden geçip (aynı dans kursuma geldiği akşam yaptığı gibi) içindekileri ortalığa döküverir. Çünkü onun ikimiz konuşurken ortamdaki diğer insanların bizi duymayacağı şeklinde bi inancı vardır. "Deli lan bu kadın, kafayı yemiş. Aaaaaaa valla deli billa deli..." sözlerini kadıncağızdan sadece yarım metre uzaklıkta söyler. Ağzımın burnumun oynaması pek fayda etmez. İntikam olarak çıkışta kuaföre gidilir. Bilimum yapılacak işler (boya kesim fön gibi) yalnızken yapmak sıkıcı geldiği için Patlak eşliğinde yapılır. (Oh olsun)
Ve o gece kendi içiyomuş gibi yapıp tüm alkolü benim kanıma karıştırdıktan sonra ertesi gün nasıl da masalardan aşağı yuvarlandın diye dalga geçer. Ben zavallım o hallerde ertesi gün o horul horul uyurken işe giderim. Tabi tüm gün kedi gibi yatacak yer ararım.

2. Gün
Telefonda "Bana fırın makarna yap bi de şu kabak pastasından yap." diye listeyi verip kendisi son kalan eşyalarını toplamaya gider. Ben o uykusuz ve yorgun bedenimle işten izin alıp istediklerini hazırlayıp evde beklerim. Bir iki çarşı turu, yapılacak işlerden sonra bir iki mekan (asla mekan isim veremem, çarpılırım) akşam yemeği yenir, kahve içmeye çıkılır.... En son marketin raflarına çarpa çarpa arkasından sürünürken bulurum kendimi. Uyku ve yorgunluğun beni esir aldığı, gözkapaklarımı ellerimle açık tutabildiğim saatlerde bi de utanmaz beni özel şoförü yapar. Onu mekana bıraktıktan sonra bi rahat nefes alıp eve gider yatarım. Olurmu canım, gün böyle biter mi? Patlak sabaha karşı eve gelir. Kapıyı açıp yatağına kıvrılmaya çalışan zavallı beni "Kalan fırında makarnayı yiyelim." diye tutturup mutfağa çekelemeye çalışır. Ama başarılı olamaz.

3. Gün
Nasıl geçtiğini anlamadığım bir gündür. Hatta gün bile değildir, çünkü saat bire doğru onu kapının önünde uğurlarken bulurum kendimi. Ben ağlarım, o yüzümü ellerinin arasına alıp , hep yaptığı gibi güzel şeyler söyler. Ve yine o gün beni çok üzgün gören kocadan bayramda Erzurum'a gitme fikri çıkar.

Sonrası buradayken de olduğu gibi günün yaklaşık yarısına yakını telefonda geçer.
Onun orada yaptıklarına gelince bırakalım o anlatsın.
Yalnız biz başlıkları belirleyelim bekleyelim bakalım gerisi nasıl gelecek?
*Ramazan ayında Erzurum'da nasıl gizlice pide yenir?
*Dövmeli ve uzun saçlı işçiler nasıl rahatsız edilir?
*Okullar geç açılınca nasıl miskinlik yapılır.
*Dağ manzaralı süper evde nasıl Çatlak'sız keyif çatılır?
 
posted by çatlak at 23:15, | 0 comments